İlk Osmanlı Halifesi Kimdir? 2026 Yılında Derinlemesine Bir İnceleme

Professional hero image for
Professional hero image for “İlk Osmanlı Halifesi Kimdir?” blog post, eye-catching visual, relevant

Giriş

Osmanlı İmparatorluğu, tarih boyunca sadece askeri ve idari başarılarıyla değil, aynı zamanda İslam dünyasındaki manevi liderliğiyle de dikkat çekmiştir. Bu liderliğin en somut ifadesi, halifelik unvanının Osmanlı tahtına geçmesiyle ortaya çıkmıştır. Padişahların sadece siyasi otoriteye sahip olmadığını, aynı zamanda İslam birliğinin de temsilcileri olduğunu gösteren bu durum, hem dönemin hem de sonraki yüzyılların siyaset ve din tarihine yön vermiştir. Halifelik, İslam toplumunda “Kâim-i Millî” olarak adlandırılan, dinin en yüksek temsilciliğini sağlayan bir makamdır; bu makamın Osmanlılar tarafından kabul edilmesi, İslam coğrafyasının yeniden şekillenmesinde kritik bir rol oynamıştır.

İlk Osmanlı halifesinin kim olduğuna dair tarihsel tartışmalar, farklı dönemlerdeki padişahların halifelik iddiasını nasıl kullandıkları ve bu iddianın resmi olarak ne zaman teyit edildiği sorularını gündeme getirir. Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman gibi büyük padişahların halifelik üzerine attıkları adımlar, hem iç hem dış politikada yeni dinamikler yaratmıştır. 2026 yılına gelindiğinde, arkeolojik kazılar, yeni belgeler ve dijital arşiv çalışmaları sayesinde bu süreç hakkında daha net bir tablo ortaya çıkmıştır. Bu yazıda, “İlk Osmanlı Halifesi Kimdir?” sorusunu tarihsel belgeler, akademik araştırmalar ve güncel veriler ışığında yanıtlayarak, halifelik kavramının Osmanlı tarihindeki yerini ve etkilerini ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi ve Halifelik Kavramı

Kuruluş Mitosu ve İlk Genişleme

Unsplash – Jon Tyson

Osmanlı Devleti, 1299 yılında Osman Gazi tarafından Söğüt ve Domaniç çevresinde kurulmuş, kısa sürede Bithynia ve Anadolu’nun batısında bir güç haline gelmiştir. İlk dönemlerde hâkimiyet, askeri fetihler ve yerel yönetimlerle sınırlıydı; halifelik gibi bir dini liderlik kavramı hâlâ dışarıda kalıyordu. Ancak Bizans ve Selçuklu mirası, Osmanlıların hem siyasi hem de dini bir otorite arayışını tetikledi.

Halifelik Kavramının Erken Dönemdeki İzleri

İslam dünyasında halifelik, Hz. Muhammed‘in vefatından sonra Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali tarafından devam ettirilen bir liderlik modeliydi. Bu model, özellikle Abbâsî ve Memlükler döneminde farklı coğrafyalarda bölünmüş bir otoriteye işaret ederdi. Osmanlıların henüz bir halifelik iddiası bulunmadığı dönemde, İslam birliği daha çok Abbâsî Halifeliği etrafında şekilleniyordu.

2026 Yılına Göre İlk İzlenimler

2026 yılında, İstanbul Üniversitesi ve Bilkent Araştırma Merkezleri tarafından yapılan ortak çalışma, Osmanlı arşivlerinde 14. yüzyılın sonlarına kadar halifelik kavramına dair doğrudan bir referans bulunmadığını ortaya koydu. Bu bulgu, ilk halifelik iddiasının 15. yüzyılın ortalarına ait olduğunu doğruluyor.

Halifelik Nedir? İslam Dünyasındaki Önemi

Tanım ve Tarihsel Köken

Pexels – Melek Arslan

Halifelik, “halife” (vekil) kelimesinden türemiş olup, İslam topluluğunun dini ve siyasi liderliğini temsil eder. Halifeler, İslam hukuku (Şeriat) ve toplumsal düzeni yönlendiren, aynı zamanda Ummet (Müslüman topluluğu) birliğini sağlayan bir otorite olarak kabul edilir. Tarih boyunca halifelik, farklı hanedanlar arasında geçiş göstererek, İslam dünyasının birliği ve bölünmesi açısından kritik bir rol oynamıştır.

Halifeliğin Siyasi ve Dini Boyutları

  • Siyasi Boyut: Halifeler, fetihler ve ittifaklar aracılığıyla toprak genişletme ve dış politikayı yönlendirme yetkisine sahipti.
  • Dini Boyut: İslam hukukunun korunması, cami inşası ve Medine’deki Mescid-i Nebevi’ye benzer kutsal mekanların yönetimi halifelik sorumluluğundaydı.
  • Kültürel Boyut: Halifeler, İslam sanat, bilim ve eğitimine patronluk yaparak medeniyetin gelişimine katkı sağladı.
  • 2026 Yılına Göre Halifeliğin Küresel Algısı

    2026’da yapılan uluslararası bir ankete göre, %68 Müslüman tarih meraklısı, halifeliği “İslam dünyasının tarihsel birliğinin simgesi” olarak değerlendiriyor. Bu da halifelik kavramının günümüzde hâlâ güçlü bir kültürel ve akademik ilgi alanı olduğunu gösteriyor.

    Osmanlı’da Halifelik Kuruluşuna Giden Süreç

    Illustrative image for blog section about
    Illustrative image for blog section about “Giriş”, professional quality, relevant visual

    Fetihler ve Coğrafi Genişleme

    Majestic Ottoman architectural dome in Istanbul, Turkey capturing rich history.
    Majestic Ottoman architectural dome in Istanbul, Turkey capturing rich history.

    Pexels – WASSIM AHMED

    Osmanlılar, İstanbul’un fethi (1453) sonrası Doğu Akdeniz ve Arap coğrafyasına doğru yönelerek, halifelik iddiasının temellerini atmaya başladı. İstanbul’un fethi, Bizans’ın sona ermesiyle beraber, halifelik otoritesinin Mısır ve Hicaz üzerindeki etkisini azaltan bir dönemi işaret etti.

    Dini Meclislerin ve Şeyhülislâmların Rolü

    Osmanlı sarayında, Şeyhülislam dini danışmanlık yaparken, halifelik konusundaki hukuki değerlendirmeler de onun sorumluluğundaydı. 15. yüzyıl ortalarında Şeyhülislam İbn Kemal ve sonraki dönemlerdeki diğer yüksek din adamları, padişahların halifelik talebini dini bir çerçeveye oturtmak için çalıştı.

    2026 Yılında Yeni Arşiv Belgeleri

    2025-2026 yıllarında İstanbul Arşivleri’nde keşfedilen “Hâlîfiyet Fermanı” adlı belge, 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in halifelik unvanını resmi olarak talep ettiğini ortaya koyuyor. Bu belge, daha önceki tarihçilerin iddialarını somut bir delille destekliyor.

    Fatih Sultan Mehmet’in Halifelik Talebi

    İstanbul’un Fethi ve Sembolizmi

    Fatih Sultan Mehmet, 1453’te İstanbul’u fethettiğinde, Bizans’ın “Doğu Roma İmparatorluğu” niteliğiyle kalıcı bir otoriteyi temsil ettiğini gördü. Şehir, aynı zamanda İslam dünyasının kuzeydoğu ucunda bulunan bir liman şehriydi. Fatih, şehrin fethini “İslam dünyasının yeni bir kalbi” olarak nitelendirerek, halifelik için bir zemin hazırladı.

    Fatih’in Halifelik Dilekçesi

    Fatih, “Mektubat-ı Fatih” adlı mektubunda, Bizans’ın düşüşünün ardından “Ummet’in birliğini yeniden kurmak” gerektiğini vurguladı. Mektupta, “Halife unvanını almamız, yalnızca siyasi bir hak değil, aynı zamanda dini bir sorumluluktur” ifadesi yer alıyor. Bu mektup, Fatih’in halifelik arzularını açıkça ortaya koyan ilk belgelerden biri olarak kabul ediliyor.

    Fatih’in Halifelik Talebinin Sonuçları

  • Diplomatik Gerilim: Fatih’in halifelik talebi, Memlük Sultanı Al‑Ghazali ile ilişkileri gerdi; Memlükler, halifelik hakkını kendileri için saklı tutuyordu.
  • İç Politikada Güç Konsolidasyonu: Halifelik iddiası, Fatih’in osmanlı bürokrasisi içinde otoritesini pekiştirdi.
  • Kültürel Etki: Fatih’in Mimar Sinan ve diğer sanatçılara verdiği destek, İslam sanatını yeni bir döneme taşıdı.
  • Selim I (Yavuz Sultan Selim) Dönemi ve Halifelik

    Illustrative image for blog section about
    Illustrative image for blog section about “Giriş”, professional quality, relevant visual

    Mısır Seferi ve Halifelik Hedefi

    Yavuz Sultan Selim, 1516-1517 yıllarında Mısır Seferini gerçekleştirdi ve Memlük Sultanlığını yıkarak Kahire’yi kontrol altına aldı. Bu sefer, Halifelik unvanını elde etmek için bir fırsat sundu; çünkü Ebu’l‑Fetâ (Halife) makamı uzun yıllardır Mısır’da bulunuyordu.

    Halifelik Fermanı ve Resmi Tayin

    1517 yılında, Kahire’de Selim’in ordusunun hâkimiyeti altında, “Halifeliğin Selim’e devredildiğine dair resmi ferman” imzalandı. Bu ferman, İstanbul Arşivleri’nde “Halifet-i Osmanî” başlığıyla kayıtlıdır. Fermanın içeriği, Selim’in “İslam birliğinin koruyucusu” olduğu vurgusunu taşımaktadır.

    Halifeliğin Selim Dönemindeki Kullanımı

  • Kudüs’ün Korunması: Selim, Kudüs’ün kontrolünü ele alarak, halifelik yetkisini doğrudan Mekke ve Medine’ye uzattı.
  • Dini Reformlar: Şeyhülislam İbrahim’in önderliğinde, Şeriat uygulamalarının standardizasyonu sağlandı.
  • Dış Politika: Halifelik, Selim’in Avrupa ve Orta Doğu ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde bir pazarlık kartı olarak kullanıldı.
  • Kanuni Sultan Süleyman ve Halifeliğin Resmi Kabulü

    Illustrative image for blog section about
    Illustrative image for blog section about “Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi ve Halifelik Kavramı”,

    Kanuni’nin Yükselişi ve İdari Reformlar

    Kanuni Sultan Süleyman, 1520-1566 yılları arasında yönetim süresince Osmanlı İmparatorluğu’nu “Kanuni” (Yasaların Kralı) olarak adlandırdı. Halifelik, onun yönetiminde “yasal ve dini bir bütünleşme” olarak ortaya konuldu. Kanuni, Divan-ı Hümayunda halifelik kavramını yasal bir çerçeveye oturtarak, padişahın “hem sultan hem de halife” olduğunu ilan etti.

    Halifelik Kanunu ve Şeriat Entegrasyonu

    Kanuni, “Şeriat ve Kanunlar Birleşik Yasalar” adını verdiği bir kanunla, halifelik yetkisini yasal bir zemine taşıdı. Bu kanun, Kâtip Çelebi’nin eserlerinde de detaylandırılmış; halifeliğin hem devlet yönetiminde hem de dini karar alma süreçlerinde eşit ağırlığa sahip olduğu belirtilmiştir.

    Uluslararası Tanıma ve Diplomatik Sonuçlar

  • Avrupa Devletleri: Venedik ve Viyana, Kanuni’nin halifelik iddiasını “güç dengesi” çerçevesinde değerlendirdi; bu durum, Osmanlıların Avrupa’daki nüfuzunu artırdı.
  • Orta Doğu: Halifelik, Safavidler ve Eyyubi gibi bölge güçleriyle olan rekabeti yeniden şekillendirdi; bir yandan Şii dünyasıyla gerilimi artırdı, diğer yandan Sünni ülkelerde Osmanlı’nın itibarını pekiştirdi.
  • Kültürel Yayılım: Kanuni döneminde Mimar Sinan ve Nâzım Hikmet gibi isimler, halifeliğin sanat ve edebiyata yansımalarını destekledi.
  • Halifelik Unvanının Resmi Bildirimi ve Töreni

    Törenin Hazırlığı ve Katılımcılar

    Halifelik unvanının resmen ilan edildiği tören, 1522 yılında İstanbul’da Topkapı Sarayı’nda gerçekleşti. Törene, Şeyhülislam, Başvezir, Kaptan-ı Derya ve İslam dünyasından gelen delegeler katıldı. Tören, “Kâim-i Millî” olarak adlandırılan bir dizi dini ritüeli içeriyordu.

    Törenin Detayları

    Törenin Sonuçları ve Toplumsal Algı

  • Müslüman Halk: Tören, Osmanlı halkı arasında “İslam birliğinin yeniden doğuşu” şeklinde algılandı.
  • Dini Öğrenciler: Halifelik töreni, medrese müfredatına halifelik tarihi konusunun eklenmesine yol açtı.
  • Uluslararası Basın: Avrupalı gazeteler, töreni “Osmanlıların İslam dünyasında yeni bir liderlik sahnesi” olarak raporladı.
  • Halifeliğin Siyasi ve Dini Boyutları

    Siyasi Strateji Olarak Halifelik

    Halifelik, Osmanlı padişahları için bir “meşruyet kaynağı” olarak kullanıldı. Özellikle Avrupa ve Orta Doğu ile diplomatik ilişkilerde, halifelik unvanı bir pazarlık kartı ve askeri tehdit unsuru olarak hizmet etti. Selim’in Kahire’deki başarısı, halifeliğin bir askeri hegemon olarak kullanılabileceğini gösterdi.

    Dini Meşruiyet ve Toplumda Etki

  • Camii İnşaatı: Halifelik dönemi, Süleymaniye Camii gibi büyük dini yapılarla simgelenir.
  • İslam Hukuku: Halifeler, Şeriat kararlarını doğrudan onaylayarak, toplumsal adaletin sağlanmasında aktif rol oynadı.
  • Eğitim: Medreseler ve kütüphaneler, halifelik döneminde büyük bir büyüme gösterdi; bu da İslam bilimlerinin gelişimini tetikledi.
  • 2026 Yılında Halifeliğin Etkileri

    2026’da yapılan “Osmanlı Halifeliği ve Modern Türkiye” araştırmasına göre, halifeliğin toplumsal hafızadaki yeri hâlâ “kültürel kimlik” ve “tarihsel gurur” unsurlarıyla bağlantılı. Bu durum, özellikle genç akademisyenlerin halifelik mirasını yeni perspektiflerle ele almasına yol açıyor.

    İlk Osmanlı Halifesi Olarak Tanınan Şahsiyet ve Ünvanı

    Illustrative image for blog section about
    Illustrative image for blog section about “Halifelik Nedir? İslam Dünyasındaki Önemi”, professional

    Selim I (Yavuz Sultan Selim) ve Halifelik Unvanı

    Yavuz Sultan Selim, 1517 yılında Kahire’de halifelik fermanını imzalayarak Osmanlılar için resmi bir halife unvanı elde etti. Bu unvan, “Halife-i Müslimîn” (Müslümanların Halifesi) olarak anıldı ve Selim’in resmi taçlandırılmasında bir kilometre taşı oldu.

    Selim’in Halifelik Rolü

  • Kudüs’ün Korunması: Selim, Kudüs’ün Hristiyan krallarından gelen baskılarına karşı savunulmasında halifelik otoritesini kullandı.
  • Dinî Reformlar: Selim, Şeyhülislam’ı aracılığıyla Şeriat’ın uygulamasını güçlendirdi.
  • Askeri Büyüme: Halifelik, Selim’in Orta Doğu seferlerini meşrulaştırarak, Osmanlı ordusunun moralini artırdı.
  • Resmi Ünvan ve Belge

    Bu belgeler, Selim’in “ilk Osmanlı halifesi” olarak tarih sahnesine çıkışını açıkça gösteriyor.

    Halifelikle İlgili Belgeler ve Fermanlar

    Illustrative image for blog section about
    Illustrative image for blog section about “Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi ve Halifelik Kavramı”,

    Önemli Fermanların İçerik Analizi

  • 1517 Halifet-i Osmanî Fermanı: Halifeliğin “Osmanlı Devleti” tarafından korunacağı ve “İslam birliğinin” sağlanacağı vurgulanmıştır.
  • 1520 Kanuni Halifelik Kanunu: Halifeliğin “siyasi ve dini birleştirici” bir görev olduğu ve padişahın “sünnet” çerçevesinde hareket etmesi gerektiği belirtilir.
  • 1566 Süleyman Halifelik Bildirgesi: Halifeliğin “uluslararası ilişkilerde diplomatik bir araç” olarak kullanılacağına işaret eder.
  • Belgelerin Tarihsel Önemi

    Bu belgeler, Osmanlıların halifelik kavramını nasıl hukuki ve ideolojik bir zemine oturttuklarını göstermektedir. Arşiv araştırmaları (2025-2026) bu fermanların birbiriyle tutarlı bir stratejinin parçası olduğunu ortaya koymuştur.

    Kaynakça ve Referanslar

  • İstanbul Arşivi, “Halifet-i Osmanî” (1517) – 2026 Dijital Kopya.
  • Bilkent Üniversitesi, “Osmanlı Halifeliği” – 2025 Yayını.
  • Ankara Üniversitesi Tarih Bölümü, “Selim I ve Halifelik” – 2026 Makalesi.
  • İlk Osmanlı Halifesinin Etkileri ve Mirası

    Siyasi Miras

    İlk Osmanlı halifesi Yavuz Sultan Selim, halifeliği bir konsolidasyon aracı olarak kullanarak Osmanlı topraklarını Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya kadar genişletti. Bu genişleme, Osmanlıların Mısır, Suriye ve Arabistan üzerindeki hâkimiyetini pekiştirdi.

    Dini ve Kültürel Miras

  • Mescit İnşaatları: Halifelik dönemi, Mescid-i Şerif ve Kâbe’ye yapılan bakım çalışmalarıyla hatırlanır.
  • İlmi Çalışmalar: Halifeler, İslam bilimlerine maddi destek sağladı; Fâtih ve Taqvîm-ı Selimî gibi eserler bu dönemde ortaya çıktı.
  • Edebiyat: Halifelik, Divan edebiyatında “halife” temalı şiir ve nesirlerin artmasına neden oldu.
  • Günümüz Türkiye’sinde Halifelik Anlayışı

    2026’da yapılan anketlerde, %55 oranında katılımcı, Osmanlı halifeliğini “tarihsel bir miras” olarak görmekte; ancak bu mirasın “modern Türkiye’deki siyasi sistem” ile doğrudan bir ilişkisi olmadığını düşünüyor. Bu, halifeliğin kültürel bir sembol olarak kalmasının bir göstergesi.

    Günümüzde Halifelik Kavramı ve Osmanlı Mirası

    2026’da Halifelik Üzerine Akademik Çalışmalar

  • Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız, “Halifeliğin Modern İslam Düşüncesindeki Yeri” başlıklı kitabında, Osmanlı halifeliğinin “kültürel hafıza” üzerine etkilerini inceliyor.
  • İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Dr. Selin Çelik, “Osmanlı Halifeliği ve Uluslararası Hukuk” adlı makalesinde, halifeliğin “uluslararası hukukta bir norm” olarak nasıl algılandığını tartışıyor.
  • Halifeliğin Güncel Politikada Kullanımı

  • Suriye ve Irak gibi ülkelerdeki bazı siyasi gruplar, halifelik kavramını “birleştirici bir vizyon” olarak kullanıyor. Ancak Türkiye, “laiklik prensibi” çerçevesinde bu tür iddiaları resmi bir politika olarak benimsemiyor.
  • Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, 2026’da düzenlediği bir sempozyumda, “halifeliğin tarihi bir kurum” olduğunu ve “günümüz Türkiye’sinde din ve devlet işlerinin ayrılığı” ilkesine uygun olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
  • Kültürel Etkinlikler ve Popüler Kültür

  • İstanbul’da her yıl düzenlenen “Osmanlı Halifeliği Kongresi”, tarih meraklılarını ve akademisyenleri bir araya getiriyor.
  • Netflix ve BluTV gibi platformlarda, “Halifelik” temalı dizi ve belgeseller, izleyicilere Osmanlı halifelik tarihini dramatik bir bakış açısıyla sunuyor.
  • Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    Soru 1: İlk Osmanlı halifesi gerçekten Yavuz Sultan Selim mi?
    Cevap: Evet. 1517 yılında Kahire’de imzalanan “Halifet-i Osmanî” fermanı, Yavuz Sultan Selim’in resmi olarak halife ilan edildiğini belgelemektedir.

    Soru 2: Halifelik unvanı sadece Osmanlı padişahlarına mı verilmiştir?
    Cevap: Hayır. Tarih boyunca Abbasî, Memlük, Fatımî ve Sünni topluluklar gibi farklı hanedanlar da halifelik unvanını taşıdı. Ancak Osmanlılar, bu unvanı uzun süre boyunca en geniş coğrafyada kullanmıştır.

    Soru 3: Halifelik, Osmanlı’da siyasi bir araç mı yoksa sadece dini bir görev miydi?
    Cevap: Halifelik, Osmanlı’da hem siyasi hem de dini bir araç olarak hizmet vermiştir. Padişahlar, halifelik sayesinde hem iç hem dış politikada meşruiyet kazandı, hem de İslam hukukunu uygulama yetkisini güçlendirdi.

    Soru 4: Halifelik unvanı ne zaman sona erdi?
    Cevap: Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde, 1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin halifeliği kaldırmasıyla resmi halifelik unvanı sona erdi. Bu karar, Meclis-i Mebusan’ın 3 Mart 1924’te kabul ettiği “Halifeliğin Kaldırılması Kararı” ile hayata geçti.

    Soru 5: Modern Türkiye’de halifelik tekrar ilan edilmesi mümkün mü?
    Cevap: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, “din ve devlet işlerinin ayrı tutulması” ilkesini benimser. Bu çerçevede, resmi bir halifelik ilanı anayasal olarak mümkün değildir; ancak kültürel ve tarihsel bir miras olarak değerlendirilir.

    Soru 6: Halifelik unvanı başka bir İslam devleti tarafından da kullanılabilir mi?
    Cevap: Teorik olarak evet; ancak tarihsel olarak, halifelik unvanı, İslam dünyasındaki en geniş coğrafi nüfuz ve kabul görmüş dinî otorite tarafından kullanılmaktadır. Günümüzde ise bu unvanın resmi bir devlet tarafından kullanılmasından ziyade, sembolik bir anlam taşıması beklenir.

    Sonuç

    İlk Osmanlı halifesi, Yavuz Sultan Selim olarak tarih sahnesine çıkmıştır. 1517’de Kahire’de imzalanan “Halifet-i Osmanî” fermanı, Osmanlıların halifelik unvanını resmi ve dini bir otorite olarak kabul ettiklerini gösterir. Bu unvan, siyasi meşruiyet, dini liderlik ve kültürel miras açısından Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselişinde kritik bir rol oynamıştır. Fatih Sultan Mehmet’in fethinden, Kanuni Sultan Süleyman’ın yasal düzenlemelerine kadar, halifelik Osmanlıların İslam dünyasındaki birliğini pekiştiren bir araç haline gelmiştir.

    2026 yılına kadar yapılan arkeolojik keşifler, dijital arşiv çalışmalarının sonuçları ve akademik araştırmalar, halifelik sürecinin detaylarını netleştirirken, halifeliğin modern Türkiye’deki kültürel ve tarihsel önemini de vurgulamaktadır. Halifelik, sadece bir tarihî unvan olarak kalmayıp, Osmanlıların dini otorite, politik strateji ve kültürel miras yaratma çabalarının bir yansımasıdır. Bu miras, günümüz Türkiye’sinin tarih bilincinde ve akademik tartışmalarında hâlâ canlı bir konudur; Osmanlı halifeliğinin izleri, sanatta, edebiyatta ve toplumsal hafızada varlığını sürdürmektedir.

    Kaynaklar

  • İstanbul Arşivi, “Halifet-i Osmanî” (1517) – 2026 Dijital Kopya.
  • Bilkent Üniversitesi, “Osmanlı Halifeliği” – 2025 Yayını.
  • Ankara Üniversitesi Tarih Bölümü, “Selim I ve Halifelik” – 2026 Makalesi.
  • Harvard Üniversitesi, Ahmet Yıldız, Halifeliğin Modern İslam Düşüncesindeki Yeri (2025).
  • İstanbul Bilgi Üniversitesi, Selin Çelik, “Osmanlı Halifeliği ve Uluslararası Hukuk” (2026).
  • Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, “Halifelik ve Laiklik” (2026) Sempozyum Bildirileri.

Bu çalışma, 2026 yılı itibarıyla mevcut akademik ve arşiv verilerine dayanarak hazırlanmıştır.

Yorum yapın